Maria Montessori

Bir halk figürü olarak Maria Montessori, kadın hakları adına büyük kampanyalar yürütmüş, kadınlar için daha iyi fırsatlara duyulan ihtiyaçlar hakkında sık sık yazılar yazmış, konuşmalar yapmış, İtalya’da ve pek çok ülkede önde gelen feminizm savunucusu olarak tanınır. Çok sayıda ders vermiş, makaleler, kitaplar yazmış ve Montessori metoduna öğretmenleri hazırlamak için bir program geliştirmiş. Onun çabaları ve takipçilerinin çalışmaları sayesinde Montessori eğitimi bugün dünya çapında benimsenmiştir.


Maria Montessori, çalkantılı zamanlarda ideallerinin peşinden giden tutkulu bir kadındı. Kendine güvenen, hırslı ve kadınlara yönelik geleneksel beklentilerle sınırlandırılmaya asla razı gelmeyen mükemmel bir öğrenciydi. Ailesi onun pek çok kadın gibi öğretmenlik eğitimi almasını istiyordu ancak Maria henüz 13 yaşında iken, tüm engellemelere ve itirazlara rağmen mühendislik kariyerine hazırlanmak için erkek çocuklara yönelik bir teknik enstitüye kaydını yaptırmayı başardı. Ancak zamanla biyolojiye olan ilgisini keşfederek fikrini değiştirip, mühendislik okumak  yerine doktor olmaya karar verdi. Roma Üniversitesi’nin tıp programına başvurdu, ancak reddedildi. Bu süre boyunca pes etmeyerek üniversitenin giriş sınavını geçebilmek için ek kurslar almaya azimle devam etti. Tabuları yıkarak , İtalya’nın ilk kadın doktoru oldu ve hayatının geri kalanında “Dottoressa” (Kadın Doktor) hitabıyla anıldı. Büyük bir çabayla, sahada geleceğin kadınları için kapılarını zorlayarak kadınlara her alanda yer açılması için mücadele etti ve 1896’da tıp fakültesinden mezun olduğunda, Maria İtalya’nın ilk kadın doktorları arasındaydı. Bu titiz, erkek egemen alanda başarılı bir şekilde ilerlemek için geleneklere, normlara ve beklentilere meydan okumak, muazzam bir güç, özveri ve azim gerektiriyordu.


Tüm bu mücadelesine ilave olarak savaş ve siyasi kargaşa içinde yaşamak, Montessori müfredatına barış eğitimini eklemesi için ona ilham vermişti. Çocukların doğal öğrenme isteklerini besleyen ve onlara kendi materyallerini seçme özgürlüğü sağlayan bir sınıf ortamı ve öğrenme materyalleri tasarladı. Temelinde çocuğun kendi bireyselliğini ve özgünlüğünü bulmayı amaçlayan bu yöntem çocukların dış etkenlere karşı kendi karakterlerini geliştirmelerine yardımcı olur. Kendi kararlarını verebilen, sorumluluğunu alan, kendine güvenen çocukların ileride birey olarak da güçlü karaktere sahip olmaları anlamına geldiğini 1800’lü yıllarda keşfeden Maria, sadece kendi dönemindeki kadınlar mücadele etmekle kalmamış Montessori yaklaşımını bize kazandırarak daha güçlü nesillerin mümkün olduğunu umud etmemizi sağlamıştır.